Cuma, Nisan 10, 2009

Araf

"Birileri bir yerlerde içe kapanıklığı söyleyecek sözünün olmamasıyla, söyleyecek sözünün olmamasını da cehaletle karıştırmış olmalıydı." (s.47)

"Çok gülenin çok ağlayacağına inanan, çok fazla ya da yüksek sesle gülmenin iyi olmadığını, hatta uğursuz olduğunu öğütleyen, zira bu neşe sağanağını bir elem sağanağının takip edeceğinden korkan bir ethos." (s.111)

"Birinin korkulardan, evhamlardan bahsettiğini dinlemen onu esnerken seyretmeye benzer. Daha onunkiler bitmeden bir bakarsın sen kendininkileri saymaya başlamışsın." (s.111)

"Doğa boşluklardan nefret eder, derler. Erkekler de boşluklardan nefret eder, kadınları sınıflandırırken yani karşı cinsle olan ilişkilerinde karşılaştıkları herhangi bir belirsizlikte hemen onları bir yerlere yerleştirmeye çalışır, kategoriler içinde tutarlar." (s.249)

"Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, onda kendini kaybetmeyi gerektirir." (s.263)

"Eğer Türkiye'de nice lise öğrencisi gramere azami dikkat gösterip, asgari kelime hazinesiyle geçinen, o iğretiliği kemikleşmiş bir İngilizce konuşuyorlarsa bunun suçu kısmen de olsa Mr. ve Mrs. Brown'a aittir." (s.312)

Elif Şafak - Araf (Metis Yayınları)

2 yorum:

sLn dedi ki...

Araf'tan 2 alıntı da ben ekleyeyim müsaadenle :)

"Doğru, isimler maşuğun varoluş kalesine bizi buyur eden asma köprülerdir ama oraya girmenin ya da oradan firar etmenin tek yolu değil. İlk bakışta göze çarpmayacak kadar derinlere gömülü başka patikalar da olabilir bir yerlerde. Başka isimler, takma adlar, lakaplar, kesinlikle başka bir zamana başka bir bilince ait, gayri resmi, kayıtsız, tamamlanmamış isimler, kimi sonsuza kadar unutulmuş, kimi kalıcı, her biri aşk labirentinde sevgilinin elimizden kaçıp gidebileceği gizli birer tünel, hem de daha aşığı yokluğunu bile fark edemeden. İsimler böyledir işte, bir insana dair ilk ve en kolay öğrenilen, ama aslında en zor sahip olunabilen."

---

"Kendimdeki değişimi seyrediyorum. Aşık olmanın bir mucizeye inanmaya benzediğini düşünmeye başladım. Aşk da beklentiler ve inançlarla ilgili. İnsan kendisi için hâlâ kurtuluş ümidi olduğuna ve günün birinde özel birinin bunu mümkün kılacağına inanıyor. Bir mucize özlemi değil mi bu? Bu dünyadan fazla bir şey beklememen gerektiğini bilsen de içinde bir şey diretiyor... Umut etmeyi sürdürüyor... Sevdiğin kişinin seni seveceğini umut etmeyi..."

Sera dedi ki...

ekleme için teşekkürler. aslında biraz daha vardı alıntı ama azalttım biraz buraya eklerekn :)

Tavan arası